Türkçe | English | E-TAHSİLAT    
 

ANA SAYFA

HAKKIMIZDA

AVUKATLARIMIZ

FAALİYET ALANLARIMIZ

KAHVE MOLASI

İLETİŞİM

 
 
 

HABERLER


 

Hakimler Ve Savcılar Yüksek Kurulu Sayın Başkanlığı’na


 
Haberlere Geri Dön
 

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

Konya Yolu No:70

06330 Beşevler / ANKARA

Tel: 0312 204 10 00

Faks: 0312 222 71 45

 

MUKTEZA TALEBİNDE

BULUNANLAR       : ………………………………………….. 

                        

VEKİLİ                      : Av. Vehbi KAHVECİ

KONU                        : Müvekkil şirketlerin marka haklarına tecavüz fiillerine ilişkin olarak yapılan şikâyet başvurularımız kapsamında arama taleplerimizin yoğun taklit üretim ve satışı yapılan bazı bölge Sulh Ceza Hâkimliklerince gerekçesiz olarak reddedilmesine ilişkin olarak, uygulamada tek düzen oluşabilmesi açısından mukteza taleplerimizin sunulmasıdır.

 

AÇIKLAMALAR      :

1- Müvekkil şirketlere ait Türkiye’de ve uluslararası olarak tescilli markalar gerek Türkiye’de gerekse dünya çapında tanınmış markalardan olup; bilhassa bu özelliklerinden dolayı çeşitli kişi ve firmalarca müvekkil şirketlerin haklarını ihlal edecek şekilde bu markaların haksız olarak kullanılması ve bu yolla haksız kazanç elde edilmesi söz konusu olmaktadır.

 

2- Bu durum ise, orijinal olduğunu düşünerek bu taklit ve kalitesiz ürünlerden satın alan tüketicilerin, müvekkil şirketlerin markalarına olan güvenlerini azalttığı gibi, böylelikle yıllarca süren ve yüksek harcamalara konu markalaşma faaliyeti sonucu uluslararası markasını oluşturan müvekkil şirketlerin hukuken koruma altına alınmış bulunan haklarına büyük ve de geri dönülmez şekilde zarar vermektedir. Bu durum, aynı zamanda orijinal olduğunu düşünerek bu taklit ve kalitesiz ürünlerden satın alan tüketicilerin haklarını da ihlal etmektedir.

 

3- Gerek Türkiye’de ve uluslararası olarak tescilli müvekkil şirketler markalarının, gerekse tüketicilerin haklarını bu denli ihlal eden, marka haklarına tecavüz suretiyle haksız kazanç elde eden kişi ve firmalara yönelik olarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 5833 Sayılı Kanun ile değişik 61/A maddesinin (a) bendine, Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin 54. vd. maddeleri ile ilgili diğer Kanun ve Yönetmeliklere muhalefet nedeniyle ilgililer hakkında şikâyet suretiyle kanuni yollara başvurulmakta ise de, müvekkil şirketlerin marka haklarına tecavüz fiillerine ilişkin olarak yapılan şikâyet başvurularımız kapsamında arama taleplerimiz bazı bölge Sulh Ceza Hâkimliklerince haksız ve hukuka aykırı olarak reddedilmekte, bu nedenle de herhangi bir delil elde edilemediğinden bahisle ilgililer hakkında herhangi bir hukuki işlem yapılmamaktadır.

Öyle ki, son dönemde uygulamada adliyelerde Sulh Ceza Hâkimliklerinin bazıları arama talepleri bakımından kural olarak red kararı veren, bazıları ise kural olarak kabul kararı veren Hâkimlikler olarak dahi lanse edilmeye başlamıştır. Bu durum dahi uygulama farklılıklarını açıkça ortaya koymakta olup, taklit ürün satışı yapan kişiler dahi arama talepleri bakımından olumlu karar veren Hâkimlikleri takip ederek, taklit ürün satışlarını buna göre düzenler olmuştur.

 

4- Belirtmek isteriz ki, müvekkil şirketlerin haklarını ihlal eden ürünlerin şüphelilerce ticari alana çıkarıldığını ve satıldığını gösteren, söz konusu işyerinden satın alınmış ürün ve buna ilişkin fiş/fatura, ürünlerin satışına ilişkin fotoğraflar, bahsi geçen ürünlerin orijinal olmadıklarına ilişkin bilirkişi raporları ve bir hukukçu olarak beyanının esas alınması gereken avukatların beyanları çok açık bir şekilde ortada iken ürünlerin satışa arz suretiyle ticari alana çıkarılarak satışının gerçekleştirildiği işyerleri ile ilgili arama kararları verilmemektedir.

Bu durum ise, millet iradesiyle vücut bulan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce çıkarılan kanunlarda suç vasfı tespit edilmiş taklit ürün satışının hiçbir engellemeye maruz kalmaksızın devamına sebebiyet verdiği gibi, adeta millet iradesinin hiçe sayılarak TBMM kanunlarının uygulanamaz kılınmasına da sebebiyet vermektedir.

Bu noktada hatırlatılmalıdır ki, yapılan birçok resmi araştırmada taklit ürün satışı ile ilgili kişilerin çok yüksek oranda suç örgütleri, terör ve uyuşturucu gibi alanlarda da faaliyet gösterdiği, hatta bu suçlar bakımından da adli sicil kayıtlarının var olduğu tespit edilmiştir. Bu durum başlı başına suç olan taklit ürün satışının hukuki düzenlemelere rağmen engellenememesi sonucunu doğurduğu gibi, anılan nitelikteki suçların da dolaylı olarak engellenememesini, hatta öyle ki, bu alanlara yönelik ilgili kişilerce maddi desteğin sürdürülerek bu alanlarda devlet erkinin mücadele gücünü dahi zayıflatır hal almıştır.

 

            5- Örneğin, başta Bodrum (Muğla) bölgesi olmak üzere Türkiye genelinde bu şekilde hukuka aykırı bir uygulama gerçekleşmeye ve yerleşmeye devam etmektedir. Kaldı ki, Bodrum metropoller ile kıyaslandığında yüzölçümü olarak küçük bir yöredir. Bu bölgede gerçekleştirilen marka hakkı ihlalleri, gerek Türkiye’de gerekse uluslararası alanda tescilli markalara ait taklit ürünlerin ticari faaliyetleri, satışları, üretimleri küçük bir yöre olması itibariyle ve taklit ürün satışının günün yirmi dört saati neredeyse sokaklarda alenileşmiş olması da gözetildiğinde, yörede yaşayan adaletin uygulayıcılarından savcı ve hâkimler tarafından da görülebilecek durumdadır.

Öyle ki, Bodrum sadece ulusal düzlemde değil, uluslararası düzlemde de şirketler, sivil toplum kuruluşları, resmi makamlar, Avrupa Birliği ilgili organları nezdinde taklit ürün satışı, taklit ürün pazarı için adeta “ARINDIRILMIŞ BÖLGE - GÜVENLİ BÖLGE” olarak lanse edilir duruma gelmiştir.

Nitekim Bodrum (Muğla) bölgesinde yapılan şikâyetler neredeyse 2 yıldır hiçbir suretle kanuni yaptırıma maruz kalmadığı gibi, buradaki taklit ürün satışı her geçen gün artarak devam etmektedir. Örneğin Bodrum bölgesinde yapılan şikayetlerimiz doğrultusunda Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürütmekte olduğu 2014/…., 2014/…., 2014/…., 2014/…. 2014/…., ve 2014/…. soruşturma numaralı dosyaları ile ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığı kararları verilmiştir.

                      

            6- Benzer durum Bodrum (Muğla) örneğinin yanı sıra, Merter ve Zeytinburnu gibi taklit ürün üretiminin, depolanmasının ve dağıtımının yalnızca Türkiye sınırları içinde değil, dünya taklit pazarında en yoğun olduğu bölgeleri kapsayan Bakırköy (İstanbul) bölgesi için de geçerlidir.

Söz konusu adliye bölgesine yapılan şikâyet başvurularımız her seferinde hukuki olmayan ve içi doldurulamayan gerekçelerle reddedilmektedir. Öyle ki, 2015 yılında geçen 7 aylık süreçte nerdeyse hiçbir marka hakkı ihlaline ilişkin işlem yapılamamıştır. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere yalnızca Türkiye’de değil, dünyada dahi taklit ürünle ilişkisi bu denli detaylı olarak bilinen ve 2015 yılı başına kadar binlerce taklit ürün operasyonunda ele geçirilen milyonlarca taklit ürünün varlığına rağmen izahtan uzak bir şekilde, bu bölgede taklit ürünle mücadele durmuş durumdadır.

 

7- Anılan durum Türkiye genelinde başta bu iki bölge olmak üzere çeşitli bölgelerde uygulama farklılıkları nedeniyle taklit ürünle mücadeleyi ve dolayısıyla yukarıda sayılan suçlarla devlet erkinin mücadelesini engellediği gibi ekonomik boyutu itibariyle, Türkiye’nin coğrafi ve ticari konumu da göz önünde bulundurulduğunda büyük bir katma değer kaybı yaşanmasına sebebiyet vermektedir.

Unutulmamalıdır ki, ülkelerin gelişmişlik düzeyini etkileyen önemli faktörlerden biri de, o ülkede marka hakları, fikri sınai haklar alanında gerçekleştirilen geliştirme, koruma çalışmalarıdır. İnsan emeği ve fikri üretimine dayalı tüm çalışmalar desteklenmeli ve korunmalıdır ki, sosyal, ekonomik ve kültürel alanda gelişme ve ilerleme sağlanabilsin.

 

8- Tüm bu açıklanan nedenlerden hareketle, tüm Türkiye genelinde geçerli olacak ve uygulamayı yönlendirecek bir görüş oluşturulması gerektiği kanaatindeyiz. Gelinen noktada, düzenleme itibariyle var olan kanun maddelerinin sağlıklı ve hukuka uygun bir şekilde tüm Türkiye’de tek düzen olarak uygulanabilirliği noktasında Sayın Başkanlığınıza mukteza talebinde bulunma zorunluluğumuz hâsıl olmuştur.

 

 

SONUÇ VE TALEP                       :

Yukarıda arz ve izah edilen sebeplere binaen, marka hakların tecavüz fiillerine yönelik şikâyetlere ilişkin Sulh Ceza Hâkimlikleri nezdinde arama kararı alınabilmesi, bu tecavüz fiillerinin yaptırıma bağlanabilmesi için tüm Türkiye genelinde uygulama için geçerli olacak ve uygulamayı yönlendirecek bir mukteza oluşturulmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz. 29.07.2015

 

MUKTEZA TALEBİNDE BULUNANLAR

Vekili

  

 

 

Av. Vehbi KAHVECİ